3 Kasım 2012 Cumartesi

Seviyorum merkez..!

Biliyorum ben, benden önce de birileri oldu. Belki çok sevdin, belki çok şeyi göze aldın. Hiçbir şey hissetmedin belki yine de hayatına aldın birilerini. Belki ne bileyim, bi sürü fedakarlık yaptın. Belki hiç gitmeyecekler sandın, gittiler ya da hiç bırakmayacaksın sandın, bıraktın. Belki hayatındaki eksik parça o sandın. Değilmiş anladın. Bazıları güzeldi. Bazıları sevimli. Bazıları taş gibiydi, olabilir. Hiç bitmeyecek sandın, bitti. 

Sonra ben geldim. Ben seni çok sevdim. Biliyorum sen de seviyorsun beni. Çok güveniyorum ben sana. Anlıyorum bi şekilde, hep yanımda olacağını hissediyorum demiştim ya. Doğrularınla yanlışlarınla, eksiğinle fazlanla seviyorum. Çünkü sen de öyle kabul ediyorsun beni. Niye göbeğin var demiyorsun mesela en basitinden, onu da seviyorsun. Ve daha bir çok kusurumu kabulleniyorsun. Düzeltmiyorsun, aşağılamıyorsun onlar yüzünden. Seviyorsun ya işte biliyorum ben. 

Benim tek istediğim, dahil et beni hayatına. Planlarına. Hayallerine. Her şeyi birlikte yapalım. Bi hafta sonu kaçalım mesela şehirden. Yazın tatile gidelim. Evimiz olsun, kedimiz, köpeğimiz... Elimi tut hep. Hep ama. Hiç bırakma. Söz kızmayacağım makarna sosumu beğenmezsen. Hiç çemkirmeyeceğim sana. Özür dileyeceğim haksız olduğumda, kavga etmeyeceğim. Hep anlayışlı olacağım ben. Arkadaşlarınlayken benimle ilgilen diye zırt pırt aramayacağım seni. Hep yanında olacağım ama boğmayacağım hiç. Maç izleyeceğim seninle. Play station'ımız olunca Pes oynayacağım. İstersen dota bile öğrenirim yeni bilgisayar alınca. Sen sev beni yeter. Benli bi gelecek düşün yeter. Hayatında bi kambur, bi tökez, bi engel olarak görme beni. 

Hadi şimdi sarıl. Dünyanın en mutlu insanı yap beni. Olur mu?

5 Eylül 2012 Çarşamba

Elin kolun bağlıdır hani. Böyle ne bileyim oturduğun kanepeden kalkacak halin yoktur. Kimse aramasın istersin. Zaten arayacak kimse de yoktur. Konuşmak istemezsin. Zaten konuşacak insan yoktur. Evde ses yoktur. Bi kıpırtı olduğunda korkarsın. 'Kedidir' diyemezsin. Çünkü evde kedi de yoktur. Sen varsındır. Boş duvarlar vardır. Bakarsın, neye baktığını bilmeden. Ağlarsın, neye ağladığının farkında olmadan. Düşünürsün. Çok düşünürsün. Çok düşünmenin gereksiz olduğunu epey bir düşündükten sonra anlarsın. Çok önemsemenin anlamsız olduğunu hiç anlamazsın ama. Hep önemsersin. Hep yanlış anlaşırsın. Sonunda hep yalnız kalırsın.

16 Ağustos 2012 Perşembe

Bazen hatalar güzeldir. Ağzına sıçsa da, beynini yese de güzeldir. Öğretir sana. Bi gün biri dokunur kalbine. Bilirsin. Eski hataların gelir aklına. Bi daha yapmamayı öğrenirsin. Biri için bi daha hata yapmamak istemek. Birini üzmemek için çabalamak. Birinin üstüne titremek. Belki de en güzeli o. 

7 Ağustos 2012 Salı

Bir de ne bileyim, hiç beklemediğin bir anda aşık olursun, hayatının tüm boktanlığını bir anda unutursun. Hani aynalı cam gibi. Camın ardında tüm sikimsonik olaylar devam etmekteyken, sen yansımana bakıp gülümsersin. Öyle. 

29 Temmuz 2012 Pazar

Ve

Mutluluk odur ki, bir sabah uyandığında kendi diş fırçanın yanında bir başka diş fırçası daha vardır. 

13 Temmuz 2012 Cuma

Öyle

- Ben seni özledim demin. 
- Sadece demin mi? 
- Ben şimdiye kadar hep seni özledim. 

8 Temmuz 2012 Pazar

Ben şarkıları dışımdan söylüyorum artık


İnsan aldığı nefesin hafiflediğini hissedebilir mi? Hissediyormuş resmen. Böyle, göğsüne sanki fazla kilolu bi babaanne oturuyormuş gibiyken eskiden, artık oturan neyse, hangi koca popolu insansa, (onu sen hayal et) kalkıp gidiveriyormuş birden.

Bazen bazı şeylerin yapılması gerektiğini bilirsin ama elin varmaz ya, beklersin. Öyle. Hani ne bileyim, gözünü karartmak istersin, yeri gelir, o an gelir karartıverirmişsin. Tutup atarmışsın koca popoluyu göğsünden.

Ben hep derdim, düştüysen seni biri kaldırmalıdır, diye. Öyle değilmiş. Sen kalktığında biri gelir tutarmış elinden. Sımsıkı hem de. Tutamasa bile tuttuğunu hissettirirmiş sana.  

Mesela gölge etmese başka ihsan istemeyeceğin duruma gelebilirmiş tependeki -senin bi zamanlar işe yaradığını düşündüğün- şemsiye. Çünkü o gidince güneşi görebileceğini anlarmışsın o andan sonra. Gözün acısa da, tenin yansa da bakmayı bilirmişsin güneşe. Çünkü aydınlanırmışsın beklemediğin bi anda. Pat diye bulutların arasından çıkıverirmiş mesela.

Ve hani güneşe bakınca gözlerin kısılır, yüzüne gülümsemeye benzeyen bir şey yerleşir ya, işte öyle bir şey. 

Template by:
Free Blog Templates