16 Haziran 2011 Perşembe

Neredeyse Kafasız Nick, 2011

Aşk, çok genelden bakınca insanın aslında bi çöp kadar değersiz olduğu gerçeğinin, bi süre için unutulmasıyla ortaya çıkan yanılsama dönemidir.

İtiraf

Artık can sıkıcı bi insanım. Ve bunu "Aa olur mu hayır" desinler diye söylemiyorum. Bildiğin öyleyim.

15 Haziran 2011 Çarşamba

Dünyanın en gereksiz kısa hikayesi No:3

Doktorun muayenehanesinin bekleme salonunda oturan Kerem kısa bir an için "Kapalı alanlarda sigara içme yasağının, perdelerinin renginin zamansızca sararmasını istemeyen titiz bir anne tarafından getirildiğini" düşünecek gibi oldu sonra vazgeçti.

14 Haziran 2011 Salı

Dünyanın en gereksiz kısa hikayesi No:2

Genç kız, toplu taşıma araçlarından birinde ansızın yanına oturuveren kıza baktı ve "Çok acayip lan, onun da bi hayatı var. Annesi, babası, okulu, işi falan... Kardeşi bile olabilir aslında. Bi tek ben yaşamıyorum. Çok garip" diye geçirdi içinden.

Dünyanın en gereksiz kısa hikayesi No:1

Sedat Yılmaz o gün işe giderken gazetede Türkiye'de en çok kullanılan soyadının "Yılmaz" olduğunu okudu ve "Vay be kim bilir kaç tane Sedat Yılmaz vardır?" diye düşündü.

11 Haziran 2011 Cumartesi

Belki de en zoru...

İstediğin zaman görüp, konuşmayı bırak artık istediğin zaman bile arayamadığın birini sevmektir.

Başkalarının onu görüp, onunla konuşabildiğini, ona dokunabildiğini, onun sesini duyduğunu, onunla beraber gülebildiğini bilmenin verdiği dayanılmazlıktır.

Bazen sadece vazgeçmek gerektiğinin farkında olmak ama vazgeçememektir.

Onun olmadığı bir geleceği gözünün önüne getirince, kendini bi başkasıyla yalnızca düşününce bile midenin bulanmasıdır.

Ve onun bi gün bi başkasıyla olabileceği düşüncesinin daha da fena olmasıdır.

Çünkü;

Bi başkasının onu sevebileceği fikri bile başının dönmesine neden olur.

Bi başkasının elini tutabileceğini düşününce nefesin daralır.

Yanında olması gerekirken çok uzakta olduğunu bilmek ve bunu asla kabul edememektir en zoru.

En fazla ihtiyacın olduğu anda ulaşamamaktır.

Bir gün hep seninle olacağı anı beklerken aslında hiç olmayacağını bilmektir.

Ve bunu asla kabul etmek istememektir.

29 Mayıs 2011 Pazar

Sözün Bittiği Yer

Artık kelimelerden geçtim ben. Gerçeklerle söylenenler arasındaki farkın giderek büyüdüğünü gördükçe vazgeçtim cümleler kurmaktan. Yaşananlara bıraktım kendimi. Yaşanacakları sildim attım aklımdan. İstediğin hiçbir şey gerçekleşmiyor çünkü. En azından hiç gerçekleşmeyebileceği ihtimalinin oldukça farkına varıyorsun. Yaşananlar oluyor sana kalan.

Bu her zaman güzel olmuyor belki. Her zaman hatırlanmaya değer olmuyor. Bazen bir an önce unutasın geliyor. Bazen hiç yaşanmamış saymak istiyorsun. Kimileri ise tam tersi. Hiç aklından çıkmıyor.

Aklından çıkmayanlara bağlanırken sen, devam ediyor bir şeyler durmadan. Her şey dursa zaman durmuyor. Son saniyede yüzüne kapanan metro kapısı gibi, sen hızla koşarken peşinden seni görmeyip gidiveren otobüs şöförü gibi, yetişemediğin telefon çağrısı gibi. Zaman seninle dalga geçiyor. “Naber oluuum?” diyor. “Bak ne düşünüyordun neler geldi başına?!”

Hani sözün bittiği yer derler ya. Öyle. Gerçekten söyleyecek söz bulamadığında, ki bunun yaşananların açıklamasının zorluğundan ötürü olmadığını da bildiğinde, sadece susman gerektiğini fark ediyorsun. Yok sayıyorsun belki de. Çünkü bazı anlar var. Bazı sözler uymuyor bu anlara. Bazen sözler fazla geliyor. Bazen gerçekçi ya da doğru olmadığını anlıyorsun. Söylediğin bir şeyi yapamadığını görüyorsun.

Yapamayacağın ya da yapmak istemediğin, önemsemediğin bir şeyi öyleymiş gibi dile getirmek niye? Yalan da böyle bir şey değil mi? Yalanın iyisi var mı ki? Birini mutlu etmek için ya da sırf kendisi için, kendini iyi hissetmek için, olumsuzluğu kabul edemediği ya da yüzleşemediği için yalan söylemek iyi mi? Yalan, duyduğu sözlerin gerçek dışılığının şiddetini yaşayan için çok daha büyük bir hayalkırıklığı değil mi gerçeğin acısından?

İşte, ne söylersen söyle, ne düşünürsen düşün, ne düşlersen düşle, ne istersen iste, elinde gerçek kalıyor bir tek. Gerçekliğinden güç alıyorsun yeri geldiğinde. Kabullenmesini öğreniyorsun.

Bitirdim kelimelerimi bu yüzden. Eskiden kelimeler yetmezdi, şimdi kalmadı.

Template by:
Free Blog Templates