1 Ocak 2014 Çarşamba

İyi seneler!


23 Ekim 2013 Çarşamba

?

İnsan hata yaptığını hep hata yaptıktan sonra mı anlar?

16 Eylül 2013 Pazartesi

Hu-zur-suz-luk

Herkes aklına geleni söyler. Herkes yorum yapar her şey hakkında. Yorum yapma hakkını her birey ayrı ayrı kendinde görür. Çünkü izin verirsin. Gereksiz fikirlerini duymak istemesen de izin verirsin,  konuşurlar. Seni anlamazlar. Seni bi tek sen ergenken anlamazlar sanırsın ama öyle değildir. İnsanoğlu anlamak istemeyince zamanın her bölümünde becerebilir bunu. İnsanlar zeki doğmazlar. Zeki ya da aptal olmayı seçerler. İnsanlar kötü doğmazlar.  Kötü olmayı seçerler. Düşünme yetisi, karar verme yetisi, mantık gibi şeyler insanlara özgüdür. İçgüdüsel değil düşünerek hareket edilmelidir. Dolayısıyla yapılan hiçbir hatanın farklı bir nedeni, altında yatan gizli bir etkeni olamaz. Her eylem bilinçli verilmiş kararlar bütünüdür.

İnsanın hakkında karar veremediği tek şey ailesidir belki de. Ne yazık ki. Seçemezsin onları. Kader diye bir şey varsa işte budur. Kötü bir babanın kızı olmak. Kötü kelimesiyle ifade edilmek isteneni burada örneklerle anlatabilirim. Kötü baba benim için karısını aldatan ve bunu ulu orta anlatmaktan utanmayan bi adam olmak demektir. Annesi evi terkettiğinde onunla gitmeyi seçen kızını, nereden bulduğu muamma olan bir silahla tehdit edebilmek demektir. İşine gelmeyen şeyleri yüzüne söylediğinde kızını evlatlıktan silebilmek demektir. Üniversite hayatı boyunca beş kuruş yardım yapmamak, maddiyatı bırak manevi olarak da evladının yanında olmamak demektir. Destek değil köstek olmaktır. Normal insanların normal babaları, çocukları huzurlu olsun, iyi işlerde çalışsınlar diye çabalarken, kızına "seni sürdüreceğim, süründüreceğim" demektir kötü baba olmak. Ve bunun gibi burada anlatılamayan bir çok şeydir. 

Belki aileni seçemezsin ama ailenle iletişimi kesmeyi seçebilirsin. Bakarsın ki hayatının hiçbir döneminde istenmemişsin. Belki seni isteyerek bile yapmamışlar zaten. Doğal bir üreme döneminin sonucusun. Değerli olmamışsın hiçbir zaman. Başkalarının "mucize" olarak adlandırdıkları "doğum" denen şeyin öznesi sen olduğunda durum "bela" olarak nitelendirilebilir. Çünkü mutsuz bir ailede dünyaya gelip, mutsuz bir çocukluk geçirmişsindir. Hastalanınca ebeveynler genelde çocukları için telaşlanırken sen bütün gece öksürdün diye babandan dayak yemişsindir. Evin bir köşesine atılmış, özel hayatının olamadığı bir ergenlik geçirmiş, sonra da zaten evlatlıktan silinmişsindir. 

Bütün bunlara rağmen hep düzgün bir insan olmayı tercih etmişsindir. Çünkü dediğim gibi böyle şeyler hep tercih meselesidir. Sene kaybetmeden üniversiteyi kazanmış, ortalama bir dereceyle olsa da mezun olmuş, başkaları için sıradan senin için önemli bir adım olan yurt dışı tecrübesini edinmiş. Çok iyi olmasa da bir iş bulmuş, düzenini kurmuşsundur. Tüm bunlar olurken hala, hiçbir zaman kimseye bir sorun çıkarmamışsındır. Bu yüzden kimse de sana "bir sorunun var mı?" dememiştir. Senin sorunun sadece  kendinledir. Mutsuz olduğunu anladığında bir şeyleri değiştirmek istemişsindir. Yaşadığın şehri bırakıp dönmüşsündür.  Tam eskisinden biraz daha güzel bir iş bulmuş kendinle ilgili planlarını gerçekleştirmeye başlamışsındır ki bazı şeyler başa sarmıştır. Ailen de sayılsa, senin üzerinde hiçbir hak iddia edemeyecek kişiler durup durup sinirini, huzurunu bozmaya başlamışlardır. Ve beklentileri bitmez. Bitmez. Sen kurtulmak istedikçe yapışırlar. Bir günü biri, öbür gün diğeri. Zamanında yaptığın fedakarlıkları ise kimse görmez. Senin neler yaşadığını kimse umursamaz. Kimse başa çıktığın onca şeyi takdir etmez. Kimse ne istediğini önemsemez. Sadece isterler. İsterler.  Hayır dediğinde ise umursamayan sen olursun. 

Yine defolup gitmek istersin. Elinden bir şey gelmez. 

22 Nisan 2013 Pazartesi

Dünyanın en güzel elmalı turtasını ben mi yapıyom ne? 

19 Nisan 2013 Cuma

Kim beş yüz milyoner olmak istemez ki?

Ah Kenan Işık ah. Bilerek mi yapıyorsun bilmiyorum. Beni programına çağırmadığın için aslında kırgınım sana ama mesele o değil. 

Mesele dünkü yarışmadaki amcaydı aslında. 

- Erkek Lisesi Boğaziçi Üniversitesi mezunuyum, İngilizce, İspanyolca, Lehçe, Otça, Bokça biliyorum, turizm firmam var. 

- .... can veren allahım? 
- Karınca... aaaaaaa. 

Güldüm. 


10 Nisan 2013 Çarşamba

Üst Komşuya Açık Mektup

Sevgili üst komşu,

Uykularımın içine sıçan kadın... Sevgili demek adetten, aslında senden hiç hazzetmiyorum. Her gün sabahın köründe başlayan, eşyaları yerinden oynata oynata devam eden süpürge seanslarından bıktım. Biliyor musun? İnsan bi gün evini süpürmeyince ölmüyor. Pislik dolmuyor eve. 

Evinle bu kadar ilgileneceğine bence biraz çocuğunla ilgilenebilirsin. Nitekim onun da senden kalır yok. Sabah dokuz gece iki mesaisinde durmaksızın hoplayıp zıplayan, bağırıp çağıran bir oğlun var ama o çocukluktan kurtarıyor. Da sen nasıl bir annesin ki çocuğuna sözün geçmiyor, onu anlamıyorum. 

Bak üst komşu, yanlış anlama ama senden nefret ediyorum. Daha önce gürültünüz için defalarca uyarmamıza rağmen resmen kaale almayıp aynı şeylere son hızla devam etmenden nefret ediyorum. Yüzünü kırk yılda bir görünce boğasım geliyor. Ağzını kaldırımın kenarına dayayıp kafanı tekmelemek istiyorum. 

Bazen hayattan mucize bekliyorum. Bir şey olsa da gitseniz. Ya da gitmeyin. Bi şey olsa da ben gitsem. Siz gidip başkalarının hayatlarını da sikertmeyin. Biliyor musun üst komşu? Sayende küfür dağarcığımı epey geliştirdim. Bununla gurur duymuyorum ama tek artınız bu oldu hayatımda. 

Geçenlerde ilk defa adak adadım farkında olmadan. Şu lanet olasıca mahalleden, apartmandan ve sizden kurtulduğumda, yeni evimin sakin sokağının köşesinde lokma döktüreceğim. Herkes yesin ama sen yeme. Sen süpürge yap tamam mı? Koltukları çek altlarını iyice sil. Çocuğunu alıp bi parka falan götürme. Sonra vay efendim bütün gün evde çıldırıyor da laf geçiremiyorum da. 

Bak yine sinirlendim. 

24 Mart 2013 Pazar

Aitsizliğin Dayanılmaz Hafifliği

Eğer yalnızsan, birinin hayatına dahil olma çabasına girmen kaçınılmazdır.

Kabul etmelisin ki, bi şey olduğunda birinin aklına ilk gelen olmayabilirsin. Çünkü herkes kendi hayatının baş rolündedir. Sen yardımcı kadın/erkek oyuncu olabilirsin ancak. Ya da daha beteri, figuran. 

Bilmezsin ki, sen de kendi filminin baş starısındır aslında. Ama öyle hissedemezsin. Biriyle paylaşmak istersin bu rolü. Yalnızlığı sevmezsin çünkü. 

Ait olma hissidir seni mutlu eden. Birine, bi yere, bi eyleme, bi hedefe ait olma. Eğer bi şeye ait değilsen boşlukta süzülür durursun amaçsızca. 

İstersin ki, sen de önemli ol yalnızca bi kere. Sence çok basittir, sen  kendini paylaşmaya açsındır çünkü. Ama paylaşmak yalnızlığını gidermez. Bazen tek başına kalırsın. 

Tek kişilik film olmaz. 

Template by:
Free Blog Templates