24 Aralık 2011 Cumartesi

Neyse

Diyeceğim o ki; Ankara'ya taşınıyorum. Her şeyin bittiği yerde yeniden başlıyorum. 

19 Aralık 2011 Pazartesi

Bi Cisim Yaklaşıyor

Ben yokum bir süredir. Sessiz sedasız silinmekti belki amacım. Yapamadım. Ben paylaşmadan yaşayamayanlardanım belki de. Ben o yüzden başkasının sırlarını sonsuza dek tutarken, kendimi herkese rahatça açarım. İlk defa saklanayım dedim. İlk defa susayım dedim. İlk defa paylaşmadım.

Şimdi yine paylaşmayacağım ama içimdeki heyecan kıpırtıları beni bir şeyler yazmaya zorladı. Ben hala dileklerimde aynı şeylerin adını geçiriyormuşum meğersem. Hala aynı hayalleri kuruyormuşum. Hani en olmayacak şeylerin oluru olduğunu görürsünüz ya, işte o hallerdeyim şimdi. Mutlu muyum bilmiyorum. Değilim sanırım. Artık hayal kırıklıklarına o kadar alıştım ki hani uçsuz bucaksız mutluluğun içinde olduğumu bilsem, bundan emin olsam, miyop gözlerimle seçebilsem bazı şeyleri, yine de sevinmek için lenslerimi takmayı beklerim. İşte netleşsin diye bekliyorum bir şeyler. Artık ayaklarım yere basıyor. Artık bulutları değil, su geçirmeyen botları hayal ediyorum misal. Artık biri elimi ısıtsın değil, evimi ısıtayım istiyorum.

Ben uzun zamandır yapamadıklarımı yapmaya başlıyorum. Uzun zamandır gitmediklerimi gidiyorum. Uzun zamandır yazmadıklarımı yazıyorum. Bu seferki kararlarımın vazgeçişi, gidişlerimin dönüşü yok.

8 Aralık 2011 Perşembe

.

Oluyor.

Yakında.
Pek yakında.

23 Kasım 2011 Çarşamba

Rüyalar Gerçek Olsa (ya da olmasa)

Rüyalar çok acayip değil mi? Hele benimkiler. Öyle gerçekmişçesine yaşıyorum ki. Uyandığımda bazen gerçekliğe odaklanmakta zorlanıyorum. Rüyalarımdan hikaye yazdığım oluyor bazen. Bazen sadece rüyamı anlatsam roman oluyor.

Harry Potter’da rüya görmeme iksiri vardı. Bir keresinde Voldemort’la geçen zor bir kapışma sonrası hemşire Harry’ye o iksirden içirip, uyutmuştu onu. Bazen öyle bir şey olsa keşke diyorum. Çünkü o kadar fazla rüya görüyorum ki her daim zihnim yorgun uyanıyorum.

Ya da rüyalarımızı kontrol edebilsek ne güzel olurdu. Böyle bir şey olabiliyormuş aslında bir ara okudum falan ama sonra üzerinde durmadım. Üşengeç bi insanım ben. Başladığım şeyi bitirdiğim de nadir görülmüştür zaten. Bir kitaplar ve filmler söz konusu olduğunda, bir de üniversitedeyken ödevler falan varsa sonunu getirmişimdir başladıklarımın. Ama bazen öyle rüyalar görüyorum ki hiç bitmesin istiyorum. Ya da sonunu görmek istiyorum. Göremeden uyanıyorum.

Dün gece yine bitmesin istediğim rüyalardan birini gördüm. O kadar gerçekçiydi ki. Rüyada koku hissedilebilir mi? Ben hissettim mesela. Dokundum. Her şey çok netti. Çok güzeldi. Hani uyanırsın, anlarsın gerçek değil. Gözlerini sımsıkı kapatırsın geri dönmek istersin. Dönemezsin. Rüyadayken kendini iyi hissettiğin kadar kötü hissedersin kendini bi anda.

Baş ağrısı da cabası. Bir rüya gününüzü piç etmeye yeter mi? Yetebiliyor.

22 Kasım 2011 Salı

Bi gün

Tamamen aklımdan çıkacağın, düşündüğümde burnumun direğinin sızlamayacağı, düşünmek zorunda kalmayacağım zamanlar da gelecek. Biliyorum.

20 Kasım 2011 Pazar

Aslında

Birinin elini tutmak benim için çok önemli bi şeydi. Kimse bunu anlamadı.

Hey gidi

Bi keresinde sırf "Çişim geldi" dedim diye bana aşık olan bi çocuk vardı.

Template by:
Free Blog Templates