Bilmiyom lan ben fakirim.
15 Eylül 2011 Perşembe
11 Eylül 2011 Pazar
Beni Hayattan Soğutan Şeyler Vol.1
Gönderen Neredeyse Kafasız Nick zaman: 01:331 saatlik sınav için 8 saatlik yol gitmek.
9 Eylül 2011 Cuma
Saçmalamalar
Gönderen Neredeyse Kafasız Nick zaman: 20:51Birini ne kadar önemsersen önemse, bazıları sadece seni o kadar önemsemiyor olabilir.
Kendini asla başkalarıyla kıyaslama. Çünkü başkaları seni zaten kıyaslıyor.
İstediğin gibi bir hayata ulaşman, hayal ettiğin insan olman biraz zaman alacak. Sabretmesini bil.
Yapabildiğin şeyler üzerine yoğunlaş. Yapamıyorsan ısrar etme.
Dostluk aradaki mesafe ne kadar uzak olsun devam eder ve dahi büyür. Aşk ise tam tersi.
Biri seni senin istediğin şekilde sevmiyorsa bu seni yeterince sevmediği anlamına gelmez.
Büyümek kaçıncı yaş gününü kutladığınla değil hayata dair deneyimlerinin çokluğuyla ölçülür.
Bazen başkalarını affedebiliyor olmak yetmez, kendini de affetmeyi öğrenmen gerekir.
Kalbinin kaç kere kırıldığı önemli değildir çünkü zaten yine kırılacaktır.Yaşadığın acılar sana çok ağır gelse de başkaları için bir şey ifade etmeyebilir.
Ne kadar anlatırsan anlat, bazen dinlenmiyor ya da anlaşılmıyor olabilirsin. Üsteleme.
Çok değer verdiğin insanlar erken gider.
Eleştiri ile aşağılama arasında ince bir çizgi vardır.
Söylediklerin ve yaptıkların unutulabilir ama hissettirdiklerin ve yazdıkların asla unutulmaz.
İçinde bir şeyler varsa şimdi söyle, çünkü yarının olmayabilir.
Ama işe yaramayacağını düşünüyorsan söyleme, çünkü genelde söylesen de işe yaramaz.
Bir şey bitmesi gerekiyorsa bitmez. Sen tüketmişsindir.
Canın dondurma istiyorsa üşenme git, al, ye.
Bir kararın mantıklı olması doğru olduğu anlamına gelmez.
Herkes bencildir, sen de öyle.
Mutluluk senin elinde değildir. Ondan ne anladığına bağlıdır.
Şans diye bir şey vardır.
Sen yine de söylediklerime inanma. Hayatta her şey mümkündür.
4 Eylül 2011 Pazar
Gelecekteki Sevgilime Not
Gönderen Neredeyse Kafasız Nick zaman: 04:20Yüz üzerinden elli.
Mut-suz-luk :(
Gönderen Neredeyse Kafasız Nick zaman: 03:55
* Saçıma fön çektirsem yağmur yağar.
* Mühim bir görüşmem falan olsa sivilcem çıkar.
Buna daha bi sürü şey eklenir. Artık aklıma geldikçe...
29 Ağustos 2011 Pazartesi
TIG Kurumu
Gönderen Neredeyse Kafasız Nick zaman: 19:08“Türk Irkını Güzelleştirme (TIG) Kurumu” Kurulması ile İlgili Yasa Tasarısı
Öncelikle böyle bir kurum kurulacak. Kuruldu mu? Tamam. Şimdi işleyişinden bahsedelim ne dersiniz?
TIG Kurumu devlete bağlı çalıştığı gibi KPSS puan türüne göre, güzel gızlar, yauşuklu erkekler arasından atama yapılacak. Herhangi bir yaş sınırı aranmayacak ve adaylar genel olarak modeller, eski Türkiye güzelleri, stil danışmanları, doğal güzel ve yakışıklı yeni mezunlar arasından falan seçilecek.
Bu uzmanlar, öncelikle kadın ve erkekler için belirli bir güzellik kriteri oluşturacak. Ağız burun şöyle, vücut tipi şöyle, eller ayaklar falan derken her şeyi tek tek belirtecekler. Bu kriterlerin hepsi toplamda 100 puan edecek.
Sonra tüm bekar kişiler tek tek analiz edilecek ve bu kriter üzerinden puanlanacaklar. (Hali hazırda evli olanlar, çocuk yapmış olanlar, boşanmış, eşi ölmüş vs. fark etmez, doğurganlığı ve üretkenliği olan her birey için yapılacak bu analiz.)
Analize göre 70 ila 100 puan alan kişiler “Çocuk yapabilir” belgesine sahip olacaklar.
Ancaaaak, iş bunla bitmeyecek. TIG Kurumu’nun içinde ayrıca oluşturulan Çöpçatanlık Birimi, güzellik analizinden başarılı puan almış kişileri karakterleri, eğitimleri, sosyal statüleri, ve zeka seviyelerine göre birbirine eşleştirmek amacıyla çalışmalarda bulunacak ve birbirlerine uygun kişiler bir araya getirilecek. Zaten onlar aşık olur bence hemen ama olmazlarsa da 3 kere tekrar başvurma hakkı olacak bu kişilerin. Yine de olmazsa bu kişilere yeni eş adayı bulunmayacak, kendi hallerine bırakılacak. Gidip çirkinle evlenin napalım yani.
Neyse. Eşini bulup evlenen güzel (hem kadın hem erkek için güzel sıfatını kullanıyorum yanlış anlaşılmasın) ebeveyn adaylarımıza çocuk yapmaları için teşvikte bulunulacak. Mesela bez-mama masrafını kurum karşılayacak. Ya da atıyorum okul masrafları gibi. Tabi bu teşvikler hem güzellik hem zeka olarak üstün olanlara daha fazla olup, kriterlere uygunluğun derecesine göre daha az olabilecek. Hak yenmesin şimdi.
Eş adayını üç seferde bulamayan kişilere ise istediği kişiyle evlenme hakkı verilecek ancak mümkünse çocuk yapmama şartı konulacak. Şimdi sen güzelsin gittin tipsizle evlendin, ortaya çıkacak meyvenin günahı ne? Türk halkı böyle güzelleşmez. Amaaa buna da bir çözümümüz var elbette. Bu çiftler de zaten doğurulmuş ama terkedilmiş bebeklerden evlat edinebilecekler. Böylece bir taşla iki kuş vurulacak.
Gelelim, bu güzellik analizinden yeterli puan alamayanlara. Bunlar için de bir Sevimlilik Sınavı yapılacak. Sınavı başarıyla geçenler, “güzel değil ama sevimli” “yakışıklı değil ama sempatik” kontenjanından, yine kendi statülerine uygun kişileri seçip hayatlarına devam edebilecekler. Ve çocuk da yapabilecekler. Sevimlilik güzeldir. Güzel bir gülümseme, tatlı dil, sempatik ve içten tavırlar her zaman için önemli bir ayrıcalıktır çünkü. Buna ek olarak, güzellere uygulanan çocuk teşviki daha az ölçülerde olmak üzere sevimlilere de uygulanacak. Böylece “güzel değil ama sempatik” bir ırk olabiliriz en azından.
Son olarak, ne güzellik ne de sevimlilik kriterlerini karşılamayanlar da birbirleriyle evlendirilecek. İsterlerse sonsuza kadar seks yapacaklar ama asla çocuk doğuramayacaklar. Yine isterlerse evlatlık alabilecekler ama çirkin bebekler onlara verilecek. (Not: Bence bebeğin de çirkini vardır.) Bir istisna hariç. Eğer kişi çok çirkin ve fakat çok zekiyse bu engellemeden muaf olacak çünkü Türk ırkının zekileşmeye de ihtiyacı var.
Yazarın notu: Şimdi güzellik görecelidir falan diyenler olabilir. Evet öyledir ama çirkinlik değildir. Hem çirkin hem salak bi insanın tavşanlar gibi üremesi çok gereksizdir, artık bu işe bir dur demek gerekir.
Ayrıca bkz: ESS-EYS
Bu son olsun tamam mı sevgili kendim?
Gönderen Neredeyse Kafasız Nick zaman: 16:51Gidişinden nefret ediyorum. Hiç gelmeyişinden daha çok. Sana dair aklımda kalan son sahneden nefret ediyorum. Bacağımda bıraktığın hala geçmeyen izden. Kaçışından nefret ediyorum en çok. Beni dinlemeyişinden. Seni rüyamda görmekten nefret ediyorum. Hala fotoğraflarına bakıyor olmaktan nefret ediyorum. Gittiğim her yerde sana ait bi şey olmasından nefret ediyorum. Seninle ilgili her şeyi hatırlamaktan. Yapamadığımız onca şeyi yalnız yapmaktan. Sigaradan daha çok nefret ediyorum artık. Kırık yatağımdan. Kolundaki beni bile hatırlamaktan. Nolur çık artık aklımdan. Hayatımdan çıktığın gibi. Nefret ediyorum seni unutamamaktan.




